6 Ocak 2014 Pazartesi

Dostluk...

Bazen neşe bazen keder.. Hep onlarla geçiyor ömrümüz. Bazen yalnız kalmak istiyoruz ama bırakmıyor peşimizi. Kimden mi bahsediyorum? Tabii ki en yakın arkadaşlarımızdan. Onlar belki de hayatta sahip olduğumuz en değerli varlıklardan. Bizi her daim kollayan ailemizden sonra gelen en iyi kişiler belki de. Umutsuz olduğun anda sana umut veren, seni güldürebilen, seninle ağlayabilen ve en önemlisi seni en deli halinle bile sevebilen dünyanın en sabırlı insanlarıdır onlar. Benim dostluklarim liseye başlamadan önce pek iyi değildi. Hep kendimi dışlanmış garipsenen ve sevilmeyen bir insan olarak düşünürdüm. Bu da yanında pek çok sorun getirdi. Kötü anlamda değil kimse yanlış anlamasin. En çok içe kapanıklılık vardi. Hep kendini yalniz hissetme ve kötü olma. Bildiğiniz karamsardim yani. Sonra liseye geldim. İlk 1 ayı mı ne yine böyle bir acayiptim. Sonra çok sevdiğim iki insanla tanıştım. Ve o an anladım. Onlar benim için gerçekten özel olacaklardı. Zamanla konuşa konuşa birbirimize iyice kaynaştık. Bir elmanın iki yarısı lafı vardır ya biz bir elmanın eşit 3 parçasıyız :) . Hayatima girdikleri andan itibaren hep benim yanimda oldular onlar. Her şeyi beraber yaşadık. Acıyı, tatlıyı, mutluluğu, sıcak bir gülümsemeyi.. Yeri geldik ağladık yeri geldi güldük kimi zaman geldi yemeklerimizi paylaştık. Ve şimdi bana bu güzellikleri yaşatanlara bir armağan olsun bu yazi..
Bana bòyle de yazı yazdırdınız ya :)
Sizi çooooooooooooook seviyorum ( Mesajı aldınız :) )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder