7 Ocak 2014 Salı

Bir Ölünün Hikayesi. .

Biriktiriyorum yaşadığım her günü kendi kumbaramda.. Her gün yeni acılar giriyor içerisine. Yeni hüzünler yeni gözyaşları.  Az sayıda mutluluğum var. Olmayan mutluluklarım. Oldurmaya çalışıp olduramadıklarım var içerisinde.. Kendimle çeliştiğim günler var. Her günümü ayrı ayrı biriktirdim. Kimi parçalara ayrılıp kayboldu tozlarıyla beraber. Kimisi yeni yerlere göç etti benden uzaklaşmak için kimisi içimde bir yerlerde beni kemirip öldürmeye çalışıyor yavaş yavaş ve acıtarak. Her gün yeni bir yara açılıyor kalbimin olmayan köşelerinde. Gideremiyorum o yaraları.. Gidermeye çalıştığım o lanet günlerde daha ağır bir yara oluşuyor ve oluk oluk akıyor simsiyah kanlar hiç ummadığım köşelerimden. Bir iz gibi izliyorlar beni kurtulamıyorum da. Sanki bir lanet varmış da üzerimde bu lanet beni izliyormuş gibi her daim peşimde. Bir gün bıraksa beni sadece bir günlüğüne mutlu olacağım belki de. Ve mutluluk bu hayatta tatmayı en çok istediğim şey. Olmayı da beceremediğim şey aynı zamanda. Ne zaman mutlu olmak istesem elimden bir şeyler alındı. Tek tek ve acita acita.. Onlar alındıkltan sonra kısa bir kırgınlık oluştu mutlulukla aramızda. O zamandır mutlu olmayı beceremiyorum. İstemiyorum da artık mutlu olmak. Gülmek istemiyorum artık. Çünkü her güldüğümde kendime haksızlık yapıyormuşum gibi geliyor. Ve her güldüğümde ağlıyorum aslında. Öyle acı ki o gülüşler öyle parçalıyor ki kalbimi tutamîyorum bazen kendimi acısından gerçekten ağlamaya başlıyorum. Rahatlayamıyorum sadece küçük bir şey gidiyor kalbimden. Ama ben alıştım.  Olmadığım ve istenmediğime alıştım,alıştırıldım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder